Şaraba ihtiyaç duyan kişiler bu 5 alışkanlığı paylaşıyor

İş çıkışı içilen bir kadeh şarap, arkadaş buluşmalarındaki kokteyller ya da hafta sonu bar turları birçok kişi için “rahatlamanın” simgesi haline geldi. Ancak uzmanlar, bu alışkanlığın zamanla sağlığı tehdit eden bir bağımlılığa dönüşebileceği konusunda uyarıyor.

Özellikle “Rahatlamak için mutlaka bir kadeh şarap içmeliyim” düşüncesinin masum görünse de bazı sağlıksız davranış kalıplarına işaret edebileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre, şaraba ihtiyaç duyduğunu hisseden kişilerin ortak bazı özellikleri bulunuyor.

Zor duygularla yüzleşmekten kaçıyorlar

Yaşam koçu Sidhharrth S. Kumaar’a göre düzenli olarak rahatlamak için alkole yönelen kişiler, çoğu zaman bunun etkilerini küçümsüyor. Uzman, alkolün kişinin stres, üzüntü ya da hayal kırıklığı gibi duygularla yüzleşmesini engelleyerek geçici bir rahatlama sağladığını belirtiyor. Ancak bu durum, altta yatan sorunların çözülmesini değil, yalnızca ertelenmesini sağlıyor.

Kalıcı çözümler yerine geçici rahatlamayı seçiyorlar

Uzmanlar, rahatlamak için sürekli şaraba yönelen kişilerin egzersiz, meditasyon, nefes çalışmaları veya sevdikleriyle sohbet etmek gibi daha sağlıklı yöntemleri ikinci plana attığını ifade ediyor. Oysa özellikle farkındalık temelli uygulamalar, stres yönetiminde uzun vadede çok daha etkili sonuçlar sunabiliyor.

Stresin nedenini değil, etkisini ortadan kaldırmaya çalışıyorlar

Terapist Gloria Brame’e göre birçok kişi aslında şaraba değil, gün içinde biriken stresten kaçmaya ihtiyaç duyuyor. Gün boyu bastırılan duygular, akşam saatlerinde daha yoğun hissediliyor ve alkol bu noktada geçici bir “çözüm” gibi görülüyor.

Ancak uzmanlar, şarabın yalnızca sorunu maskelediğini vurguluyor. Stresin kaynağı ortadan kalkmadığı gibi, zamanla alkol tüketiminin artması yeni fiziksel ve psikolojik sorunlara da zemin hazırlayabiliyor.

Duygularını düzenlemekte zorlanabiliyorlar

Yaşam danışmanı Larry Michel, her akşam içilen bir kadeh şarabın zamanla bir alışkanlıktan çok ihtiyaç haline gelebileceğine dikkat çekiyor. Kişinin alkol tüketmediğinde huzursuzluk, gerginlik veya sinirlilik hissetmesi, duygusal dengeyi sağlamak için alkole bağımlı hale gelmeye başladığının işareti olabiliyor.

Kısa süreli mutluluğun peşinden gidiyorlar

Yazar Meghann McNiff ise alkolün beyinde mutluluk hissiyle ilişkilendirilen dopamin hormonunun salgılanmasını artırdığını belirtiyor. Bu nedenle beyin, aynı kısa süreli rahatlama hissini yeniden yaşamak için alkole tekrar yönelme eğilimi gösteriyor. Uzmanlar, bu döngünün zamanla alışkanlığı bağımlılığa dönüştürebileceği uyarısında bulunuyor.

Uyku kalitesini de bozuyor

Alkolün en yaygın yanlış bilinen etkilerinden biri de uyku üzerindeki rolü. Birçok kişi alkolün daha kolay uykuya dalmayı sağladığını düşünse de uzmanlar bunun yanıltıcı olduğunu belirtiyor.

Uyku Vakfı’na göre, yatmadan önce tüketilen alkol başlangıçta uykuya geçişi kolaylaştırsa bile gece boyunca uyku düzenini bozuyor, dinlenme kalitesini düşürüyor ve ertesi gün yorgun uyanmaya neden olabiliyor. Vakfın yaklaşık 160 bin kişi üzerinde topladığı verilere göre, akşam saatlerinde düzenli alkol tüketen katılımcıların yaklaşık yüzde 90’ı en az bir uyku problemi yaşadığını bildirdi.

Uzmanlar, stresle başa çıkmak için alkol yerine düzenli egzersiz, kaliteli uyku alışkanlıkları, nefes egzersizleri, meditasyon ve gerektiğinde profesyonel psikolojik destek gibi yöntemlerin çok daha sağlıklı ve kalıcı çözümler sunduğunu vurguluyor.

yok

Author: Murat Çelik